BEN YİNE ÖZLEDİM

Şubat 14, 2008

Bir deniz kenarında batıp giden güneşe hüzünle bakıp, kuru bir gözyaşıyla seni hatırlamaktır özleminin tanımı. Her dalganın kıyıya çarpışı, herhangi bir martının rutin bir kanat çırpışı getiriyorsa aklıma seni, seni özlemişimdir. Bakıyorum da seni özlemediğim bir anı da hiç özlememişim. İnsanların yirmi dört saat yaşayıp da benim yıllarca yaşadığım günlerin hiç birinden pişmanlık duymamışım. Burnumda tütüyorsun demekten hiç bıkmamışım. Senden yirmi, otuz km’e uzak bir yerdeyim. senin bilmediğin bir bankta içime çektiğim dumanı özleminle çıkarttığımı da bilmeni istemezdim.

Güneşin el sallayarak uzaklaştığı anlara denk getiriyorum sahil yürüyüsumu her zaman aynı bankta tamamlıyorum. Sensizce seni düşünmek zor değil. Bir simitçi geçer yanımdan, bir falcı oturur yanıma, küçük bir çocuk annesinin kucağında, bir çift yürek birbirinin kolunda. Seni hatırlamadığım an yok hayatımda. Senden tamamen ilgisiz bir kitabın arasında bir hayaller albümü buluyorsa bu yüreğim özlemin doruğunda olduğumu kim inkar edebilir ki…
Aslında bende seni özlemenin bambaşka bir raconu var. Hasretinin gönlümde açtığı yaraların kurşun yarasından farksız olduğunu ve acısına ancak benim gibi bir şehir eşkiyasının katlanabileceğini ama benim bundan değişik bir zevk aldığımı senden başka kaç kişi anlar. Gece yürüyüşlerimin yaralarıma iyi geldiğine hangi terapisti inandırabilirim. Sessizce çırpınışım, seni özleyişim, her dinlediğim şarkıda seni bir kez daha keşfedişlerim ve gece yürüyüşlerimin zevkini hasretinle takas edişim…

Ah ben seni ne çok seviyorum.

Hayat denilen süreç hep bir şeylerin özlemi ile, hasreti ile geçiyor. İnsan yüreği özlemeden duramaz mı? Yoksa özlemeden durmamalı mı? Hep bir şeylerden uzak, hep birilerinin varlığından mahrum.

İnsan gönlü o kadar geniş ki hep özleyecek ve özlemler son ana kadar devam edecek. Belki de hayata anlam katan bu sessiz özleyişlerdir, hayatta kalma çabamıza enerji veren bu buruk hasretliklerdir. İnsan yüreği ne kadar garip değil mi?

Ben yine özledim.
Kimi mi?
Sevdiklerimi..

SANA AKIYORUM KAYGISIZCA

Şubat 10, 2008

Sana akıyorum, hiçbir şey bu akışı geri çeviremiyor. Çünkü sen her taraftasın. Sağımda, solumda, arkamda, karşımda. Ne yana dönsem, ne yana yol almaya kalksam ulaşılacak her noktada sen duruyorsun.
Sana akıyorum, çünkü senin yolunda yürüyorum. Önüme çıkan hiçbir sapak, hiçbir kavşak ilgilendirmiyor beni. Yürümenin en zor olduğu yol bu belki de. Ama tozundan, toprağından, çakılından, çalısından şikayetçi değilim ben bu yolun. Sana ulaşmak için attığım her adımla mutlu oluyorum.
Sana akıyorum, çünkü hayatın akışı kadar doğal sana akışım. Doğa, her cinsin yaşayabilmesi için nasıl kurallar koymuşsa, benim yaşamamın da var olmamın da kuralı sensin.
Sana akıyorum, çünkü sesin de cismin de kuşatmış durumda beni. Senin kuşatmana karşı savunma yapmıyorum. Kalemin bütün kapıları açık. Yıkıcı bir kuşatma olmadığını biliyorum. Böyle bir teslimiyet rahatsız etmiyor beni.
Sana akıyorum, çünkü yüzüne, gözlerine, ellerine baktıkça kendimi görüyorum. Sesine yüklediğin gizli anlamları çözerken hep kendimden bir şey buluyorum.
Sana akıyorum, çünkü paylaşacak daha çok şeyimiz var. Bugüne kadar paylaştığımız her şey, daha sonra paylaşacaklarımızın da habercisi. Hayatın herhangi bir yerinde bir çiçeği birlikte tutup, birlikte koklamak, sonra o kokunun bize verdiği hazla sıkı sıkı sarılmak istiyorum sana.
Sana akıyorum, çünkü bir insanı tutkuyla, beklentisiz, delice sevmenin ne anlama geldiğini biliyorum. Birini böyle seveceksem, bu sadece sen olmalısın.
Sana akıyorum, çünkü seninle yaşamak sonu hiç gelmeyecek bir şölene benziyor. Bu şölenin tadını çıkarıyorum. Böylesine keyifli, böylesine eğlenceli bir şöleni yarıda bırakıp gitmek istemiyorum.
Sana akıyorum, çünkü ‘hayatın uslanmaz ruhusun’ sen. İşte ben bu ruha aşığım aslında. Seninle yenileniyorum, seninle yüreğime çöreklenmiş ne kadar kötülük varsa arınıyorum.
Sana akıyorum. Bütün coşkumla… Aşka dair ne varsa benimle birlikte onlar da akıyor sana. Benim gibi coşkun bir denizi aktığı yolu çok iyi bilen bir ırmağa çevirebilecek tek güç sendin. Orada kal. Ayrılma yolumun üzerinden. Sana ulaşamasam da bu yolda olmak bile yeterli bana.

ÖLÜMDÜR BİR BAŞINA YAŞANAN

Şubat 9, 2008

Yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesi vardı avuçlarımda o gece… Hayallerim gözümün önünde dans etti…Düşlerimdi gökyüzünden bana göz kırpan, yıldızlar değil; yalnızlığımda…Oysa aşk iki kişilikti… Çayım vardı; bir kupa elimde, diğer elimde ise o gece yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesi… Çiseleyen yağmur bile ürpertemedi bedenimi; hayalin gibi… Bense yalnızdım; yokluğunda… Sadece yalnızdım işte bu aşkta, oysa aşk iki kişilikti… Denizin dalgalarımıydı azan; içimde ki volkanlar misali… Oysa içim azdıkca, sustu dudaklarım… Ben sustum, bulutlar haykırdı isyanımı… Şimşekler vardı yüreğimde ürkütücü!.. Korkutan… Sadece ben duydum, ben hissetim içimdeki yalnızlığın sesini… Dudaklarım suskun, gözlerimde yaş… Sen ise sadece yoktun!.. Sadece yok!!! Oysa ölümdü tek başına yaşanan, aşk iki kişilikti… Gökyüzü bir kızardı, bir kapkara oldu saçların gibi… Bak, o bile seni hatırlattı bana, gözlerinin karası gibi… Gözlerin gibi öfkeliydi yıldırımlar o gece… Yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesiydi elimdeki, elimde hayallerim bile yitmişti… Umutlarımdı yanımda olan nicedir, hayallerim ve düşlerim… Ne zaman terk ettiler beni, hiç bilemedim… Sense sadece yoktun, SADECE YOK!!!… Oysa, yalnızlıktı tek başına yaşanan, aşk iki kişilikti… Ellerimdeki yağmur tanesini bıraktım denize, özgürlüğüne kavuşsun diye… Büyüdü, büyüdü deniz oldu… Sonra deniz büyüdü büyüdü okyanus oldu… Okyanuslar geçilmez, dağları aşılmazdı ve kırılmış kalbim bir düşman gibi seni andı… Sense sadece yoktun… Sadece yok!!! Bıraktım kalan son hayallerimi de özgürce gökyüzüne… Özgürce döndüler önce başımın üstünde sonra uçtular semaya… Bir öpücük kondurdum her birine, kokumu sana taşısınlar diye… Duydun mu? Sen ise sadece yoktun bu aşkta, sadece yok…Bense, iki kişilik yaşadım bu aşkı, yorgun bir kambur gibi üzerimde, BİR BASIMA KATRAN GECELERDE!.. Senden kalan son hatıraydı, yüreğimdeki AŞKIM; onu da semaya bıraktım… ÖZGÜRCE! Geriye kalan sadece CAN kırıkları!.. HANİ, ÖLÜMDÜ BİR BAŞINA YAŞANAN, AŞK İKİ KİŞİLİKTİ???

« Önceki Sayfa