Yokluğun Gibiydi Varlığın
Ölü düşler mezarlığı gibi
Harabe kentin sokakları gibi
Kaldırım taşları arasında filizlenen yeşiller gibi
Adın gibi bir aşktı bizimkisi.
Sıcak meltemlerin uğramadığı bir deniz kıyısıydık sanki.
Giden hiçbir vapur geri dönmüyordu,
Geleni de zaten yolcu bırakmıyordu.
Tanrının yeminiydi yalnızlığımız.
Yıkık hayatın ucube insanlarına uğramıyordu,
Ne bir melek ne bir şeytan.
Yalnızlıktan çok sensizlik büyüttü
Sırtımdaki asırlık kamburu.
Ve hiçbir sen merhem olamadı
gönlümde açılan yaralara.
Alnıma yazılmış kaderden başka birde doğum lekesi vardı
Atmaktan umudunu kesmiş kalbimde
Annemden mi kaldı bu aşk lekesi,
Yoksa doğduğum yerlerdeki aşksızlığa
Meleklerin isyanımıydı bilmem.
Tek bildiğim canımı yaktığı.
Geçmişten beri içimde taşıdım lekemi ve seni.
Geçmişten beri içimden attım
Sevdayı ve kendimi.
Şimdi ise boş kalmış kelime torbamla
Dolu kalbimin dertlerini anlatmaya çalışıyorum.
Belki bulurum birkaç eski dost
Birkaç yıkık kelime,
Bulurum bulmasına da dinleyen olacak mı bilinmez.
Gidişim gelişim kadar sesli olamadı hiçbir zaman.
Ve gelişim gidişim kadar mavi olamadı.
Etiketler: Yokluğun Gibiydi Varlığın

