Facebook yüzünü değiştiriyor
Mayıs 20, 2008
Facebook yüzünü değiştiriyor
Ünlü sosyalleşme sitesi Facebook, arayüzünde değişikliğe gidiyor. Sitenin arayüzünün “daha anlaşılır, temiz ve ilintili” olması hedefleniyor.Mark Zuckerberg’un 4 Şubat 2004′te kurduğu site, ilk büyük arayüz değişikliği geçirecek. Halihazır siteye girildiğinde, karşınıza “news feed” denilen bölüm çıkıyor. Buradaki arkadaş listenizde bulunan kişilerin yaptıkları değişikliklerden katıldıkları faaliyetler gibi bilgiler bulunuyor. Sitenin üst kısmında bulunan linklerle kişisel sayfanıza, arkadaş listenize ve e-posta kutunuza ulaşabiliyorsunuz. Sitenin sağ tarafında da uygulamalar yer alıyor. Ancak BBC’nin haberine göre uzmanlar uygulamaların, oyunların ve bedava hediyelerin artması ile sitenin “dağınık ve kafa karıştırıcı” göründüğü yolında eleştirilerde bulunuyordu. Eleştiriler karşısında harekete geçen Facebook, tarayıcılarda bulunan sekme özelliğinden faydalanarak ana sayfayı beş parçaya ayıracak. Anasayfanın üstkısmına yerleştirilecek sekmelerle farklı özelliklere daha kolay ulaşım sağlanacak. Kullanıcıların arkadaşları hakkında yorum yapabildikleri “duvar” özelliği özel sekme olacak. Oyun ve bilgi yarışmalarının da kendilerine ait sayfaları olacak.FACEBOOK HARVARD’DA BAŞLADIFacebook, Harvard Üniversitesi’nde başladı. Mark Zuckerberg’un siteyi 4 Şubat 2004′te kurmasının ardından aynı ay içinde Harvard’daki lisans eğitimi alan öğrencilerin yarısı bu siteye kayıt yaptırdı. Facebook, Harvard’ın ardından kapılarını Stanford, Columbia ve Yale üniversitelerine açtı. Zuckerberg, Nisan 2004′te siteye kayıt yaptırabilecek üniversiteler listesine Brown, Cornell, Dartmouth, Princeton, Pennsylvania’da ekledi. Sitenin iyice popülerleşmesinin ardından Zuckerberg, işyerini Silicon Vadisi’ne taşıdı. Yatırımlarla büyümeye devam eden Facebook, kapılarını artık diğer kıtalardaki üniversitelere de açmaya başladı. Ekim 2005′e gelindiğinde İngiltere’deki 21 üniversiteye kapılarını açan Facebook, 11 Eylül 2005′te Avusturalya ve Yeni Zeland’daki üniversite öğrencilerinin kayıt yapmalarına olanak sağladı. Bu sayede Facebook’a kayıt yaptırabilecek üniversite sayısı 2 bin, lise sayısı 25 bin oldu. 11 Eylül 2006′ya gelindiğinde Facebook, geçerli bir e-mektup adresi olan herkese kapılarını açtı.
Sabah
Erkek nesli tükeniyor2238′de
Mayıs 20, 2008

Dünyaca ünlü bilim dergisi Focus, erkek neslinin kaderini masaya yatırdı. “Erkeksiz doğum” her geçen yıl bilim dünyasında kaydedilen gelişmelerle gerçek oluyor.
İskoç bilim adamları, 2005’te ilk kez sperm kullanmadan ve klonlama yöntemine başvurmadan insan embriyosu yarattıklarını açıkladı, yani “bakire döllenmenin” ilk adımları çoktan atıldı. Bilim adamları kadınlardan alınan doku örnekleriyle hem sperm hücresini hem de yumurta hücresini laboratuvar ortamında üretmenin mümkün olacağını belirtiyor.
Ancak kadınlar sadece X kromozomu taşıdığı için erkeklerde bulunan Y kromozomunun laboratuvarda elde edilecek olan yumurta ve spermden ortaya çıkması imkansız. Yani “erkeksiz doğum” yoluyla dünyaya gelecek olan bebeğin erkek olma olasılığı yok. Bu nedenle her geçen yıl erkek nüfusunun daha da gerilemesi söz konusu olacak. Focus’un tahminlerine göre gelecekte şunlar gerçekleşecek:
* 2108’de kadınların erkeğe ihtiyacı olmadan hamile kalabileceği klinikler tüm dünyaya yayılacak.
* 2128’de dünya nüfusunun yüzde 70’ini kadınlar oluşturacak.
* 2158’de sperm bankaları tamamen boşalmış olacak ve son tüp ve son erkek bebek dünyaya gelecek.
* 2238’da dünyadaki son erkek ölecek ve tüm dünya kadın olacak.
CHP’den toplu istifa
Mayıs 20, 2008
CHP’den toplu istifa
CHP Alanya İlçe yönetimi, İlçe Başkanı Bülent Kandemir’in görevden alınmasının ardından istifa etti.
CHP Alanya İlçe Bakanlığından, yapılan yazılı açıklamada, CHP Antalya İl Başkanı Ömer Melli tarafından, parti disiplinine aykırı hareket ettikleri gerekçesiyle görevden alınan İlçe Başkanı Bülent Kandemir ve Sekreter Durmuş Özgen’e destek amacıyla ilçe yönetimi olarak istifa kararı alındığı belirtildi.
Yönetim kurulu üyelerinin istifalarını partiye gönderdikleri bildirildi.
5 günde sigaradan kurtulun
Mayıs 20, 2008
Kapalı mekanlarda sigara yasağının ilk günü dün başladı. Kamu hizmet binaları, eğitim, sağlık, kültürel, spor ve eğlence yerlerinin kapalı ve açık alanlarında sigara içemeyen tiryakilerden kimi kurala uydu kimi ise yasağı deldi. Sigara içen vatandaşın çoğu sokaklara, bahçelere döküldü. Sigara yasağını delenler ya zabıtalar tarafından ya da mekan yetkililerince uyarıldı. Vatandaşın çoğu getirilen yasağı desteklemesine rağmen alışkanlıklarından zor kurtulacaklarını söyledi…
5 GUNDE DUMANA VEDA EDEBiLiRSiNiZBu yasakla birlikte sigara tiryakileri kara kara düşünmeye başladı. Çoğu ya sigarayı bırakmayı düşünüyor ya da kendine bir çare arıyor. “Dumanda Bir Ağ” isimli kitabın yazarı Nevzat Canan, 5 günlük bir programla sigaranın adım adım bırakılabileceğini söyledi. İşte sigaradan kurtulmanın formülü…
1. GÜN: Sabah uyanınca soğuk su için. Yemek ve yemekten sonra su içmeyin. Sigara içme isteğini artıran alkollü, kolalı içeceklerden, çay ve kahveden uzak durun. Gün boyunca incir, üzüm, kayısı, badem ve ceviz gibi meyveler yiyin. Günde 3 defa soluk alıp verme egzersizi yapın.
2. GÜN: İlk gün yapılanlara aynen devam edin. Bu arada vücutta uyuşukluk, isteksizlik gibi durumlar ortaya çıkmış olabilir. Bunun giderilmesi için kollarınıza masaj yapın. Sonraki günlerde de bu masaj, bacaklara, kalçalara, sırta, göğse ve en sonunda da karın bölgesine kademeli olarak vücudunuza yapın.
3. GÜN:İlk iki gündeki uygulamalara bir yandan devam ederken bir yandan da hububat yemeğe başlayabilirsiniz. Pirinç, yulaf, çavdar, buğday gibi tahıl ürünlerini de yiyebilirsiniz. Fakat sebze ve meyveyi daha ağırlık tüketmeye gayret edin. B vitamini alın.
4. GÜN: Yiyeceklerinizin arasına süt ve süt ürünlerini de katın. Fakat bu ürünlerin şekersiz olarak alınmasına dikkat edin.
5. GÜN: Yemek düzenini normal hale yaklaştırın. Fakat baharatlardan, alkollü ve kolalı içeceklerle çay ve kahveden uzak durmaya çalışın.
GÖNÜLSÜZ TÜRKLER YASAĞA HAZIRLANIYOR
İngiltere’de yayımlanan The Guardian Gazetesi, Türkiye’de kamuya açık yerlerde başlayan sigara içme yasağıyla ilgili haberinde, “Gönülsüz Türkler, sigara yasağına hazırlanıyor” başlığını kullandı. Gazetenin haberinde, aşamalı olarak uygulanacak sigara yasağının, “bulundukları mekana aldırmaksızın, dokunulmaz bir şekilde sigara yakabilen milyonlarca Türk için büyük bir kültür şoku yaratacağı” öne sürüldü. Haberde, yasağın en büyük destekçisinin, sigara kullanmayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğu da belirtildi.
MECLiS’TEN iLANLI DESTEK
Sağlık Bakanlığı, sigara yasağına destek için başlattığı, “Dumansız Hava Sahası Hareketini Destekliyoruz” sloganıyla iktidar ve muhalefet liderlerini bir araya getirdi. Bakanlık, bir tek ana muhalefet lideri Deniz Baykal’dan olumlu yanıt alamadı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Baykal’ı bizzat aradı. Bakan Akdağ, bu kampanyanın siyasi olmadığını ve milletin geleceği için önemli olduğu vurgusunu yapsa da Baykal’dan yine olumlu yanıt alınmadı. Destek afişinde Başbakan Tayyip Erdoğan, MHP Lideri Devlet Bahçeli, BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu, DSP Lideri Zeki Sezer, DTP Lideri Ahmet Türk, ÖDP Lideri Ufuk Uras ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ yer aldı.
İyi bir uyku için 16 ipucu
Mayıs 20, 2008
İyi bir uyku için 16 ipucu
Uykunuzu almış olmanız çok önemlidir. Sağlığınız için düzenli uyumanız şarttır. Uykusuzluk, zihinsel ve fiziksel anlamda performansınızı düşürür.
Mevsim değişikliği nedeniyle bu aralar üstünüzde bir yorgunluk hissediyorsanız, bir hafta boyunca yarım saat önceden yatın. Faydasını göreceksiniz.
İyi bir uyku için işte size ipuçları:
1- Sadece yürüyüş bile olsa, her gün mutlaka fiziksel egzersiz yapın
2- Akşam saat 7:00’den sonra kafeinli içeceklerden uzak durun. Kahve ve kola yok!
3- Yatmaya gitmeden bir saat önce ‘zihinsel yoğunlaşma’ gerektiren her türlü işi bırakın. Zarflara adres yazmak olabilir ama bilimsel makale okumak yok.
4- Yatak odanız biraz serin olsun.
5- Yatak odanız mümkün olduğunca karanlık olmalı. Dijital saatin ışığı bile uyku döngünüzü bozabilir.
6- Yatak odanız mümkün olduğunca tertipli olsun. Yatağa yatınca yastık, minder, battaniye vs. ile uğraşmak uykuya dalmanızı zorlaştırır.
Eğer uykunuz gelmiyorsa:
7- Yavaş aralıklarla derin nefes alın, ta ki artık dayanamayıncaya kadar.
8- Ertesi gün çıkacağınız bir yolculuk, girişeceğiniz bir iş vs. gibi nedenlerden dolayı zihniniz sürekli faaliyet halindeyse, aklınızdan geçenleri bir kağıda yazın. Bu teknik gerçekten işe yarar.
9- Sıcakladığınız için uykunuz kaçıyorsa yatmadan kısa süre önce nemlendirici sürerek kendiniz serinletebilirsiniz.
10- Ayağınız üşüyorsa yatarken çorap giymek işe yarar.
11- Yattığınız yerde bütün vücudunuzu esnetin.
12- Ilık bir şeyler için.
13- Esneyin.
14- Ayak parmaklarınızı birkaç defa yukarı aşağı gerip bırakın
15- Kendi kendinize “Şimdi kalkmam lazım” deyin ve sabah zorlukla kalktığınız anı yaşadığınızı hissedin. Bu deneyim bazen o kadar yorucudur ki ne olduğunu anlamadan uykuya dalıverirsiniz.
16- Bütün bunlara rağmen uyuyamamışsanız, yatakta oyalanmayın. Kalkın ve ‘ekstra zaman’ kazandığınızı varsayarak, zihinsel faaliyet gerektirmeyen ufak tefek işler yapın: Kitapları düzeltin, ortalığı toplayın.
Aşka yakışır güzellikler…
Mayıs 20, 2008
Sevgilim…
Bi söz bu kadar mı yakışır,
Bi ses bu kadar mı huzur verir,
Bi gülümseme bu kadar mı mutlu eder,
dokun bana,
O kadar çok özledim ki tenini,kokunu,ellerini
masal değil bizim sevdamız,
güzel tarafı da bu değil mi zaten
masal değil gerçek…
sonu belli değil diyenlere sözüm
bizim sevdamızın sonu belli
her sevdanın olduğu gibi,
ÖLÜM…
ama öyle bi ölüm ki,
hayattaki en güzel duyguyu tatmış
bedeni ve ruhuyla onun olmuş
yaşamı amacına ulaşmuş bi ölüm
iki kişilik bir beden,sıcak,tertemiz ve
ÖLÜMSÜZ…
bir ölüm,
SENİ SEVİYORUM SEVGİLİM…
VE ÖLÜM SANA SESLENİYORUM,,,
GEL AL BENİ AMA UNUTMA BEN YALNIZ DEĞİLİM………….
Eger AŞiksaniz Ve Unutmak İstİyorsaniz İÇerİ
Mayıs 20, 2008
A
şk acısı çekiyorsanız yada karşılıksız bir sevdaya düşmüş iseniz kurtulmanız imkansız değildir. Sadece biraz çaba sarfetmeniz gerekir. Yapmanız gerekenlerden bazılarını aşağıda maddeler halinde bulabilirsiniz.
1. Kesinlikle içinizde geri dönermi dönmezmi şeklinde bir umut bırakmamanız, kararlarınızı ona bırakmamanız ve onun düşüncesi ne olursa olsun kendi kararınızı uygulamanız gerekir.
2. Artık ondan vazgeçtikten sonra ona karşı hayranlık yada nefret duyguları beslememeniz gerekir. Özellikle de bir sebepten ayrıldığınız yada sizi reddeden birine karşı nefret besleyebilirsiniz; fakat nefretiniz onu unutmanızı zorlaştıracaktır.
3. Size onu hatırlatacak duygu yüklü şarkılardan kaçınmalısınız. Bu çok önemlidir. Bu şarkıları dinlemeye devam ederseniz bu yazıyı hiç okumayın daha iyi.“Çoktan unuturdum seni çoktan
Ah bu şarkıların gözü kör olsun”
4. Eğer mümkünse ondan ve çevresinden uzaklaşmanız yararınıza olacaktır.
5. Eğer uzaklaşmak mümkün değilse, onunla konuşmayacağım veya görmemezlikten geleceğim diye kendinizi kasmanız bir işe yaramayacağı gibi, tam ters sonuçlar da alabilirsiniz. Onu görmekten ve onunla konuşmaktan kaçınmak yerine ona herhangi biriymiş gibi davranmak en mantıklı davranış olacaktır.
6. Mümkünse ona olan sevginizi hiç dile getirmemeniz, özellikle üçüncü şahıslardan ve hatta kendinizden bile saklamanız yararınıza olur.
7. Kendinizi yeniden aşık olmak için zorlamayın. Bana göre en çok yapılan hata budur. Birini unutmak adına kendinize yapay bir aşk elde edebilirsiniz ve durumunuzun daha da karmaşıklaşmasına neden olabilir.
8. Son olarak “ben hiç bir zaman onu unutamayacağım” şeklinde sıradan insan düşüncesine kendinizi kaptırmayın. Mutlaka unutacaksınızdır. Bir çok kişi unutamam sanmış ama unutmuştur.“bir rüyadır gelir geçer
her aşk bir gün hayal olur
unutulmaz denen günler
unutulur unutulur..”
Bilİnmeyen renklere doğru..
Mayıs 19, 2008
yine sensizliğin günü,günaydın sevgili…adını hatırlamıyorum,neden sensiz güne başladığımı da…sadece ’sen”i hatırlıyorum…
sana sevgili dediğimi birde.
gözlerimi açmadan daha,yataktaki sıcaklığını arıyor bedenim,yokluğunu farkedene kadar…
kim olduğunu bilmeden üzerini örtüyorum,yokluğun üşümesin diye…hep aynı masada yapıyoruz kahvaltıyı,’’sen” hep aynı bardakta içiyorsun çayını,bana anlatacak hep yeni bişeylerin oluyor,ben sadece sana bakıyorum,hiç doymadan…
yemek yemiyorum diye kendi ellerinle uzatıyorsun,hayır demiyeceğimi bilerek,’sen’i hatırlamıyorum ama tadı var dimağımda…
kahvaltıdan sonra bazen evdeyiz,bazen sokaklarda…
hiçbişey yapmasakta,ara sokakları seninle adımlamak,olur olmadık hareketlerine gülmek,bazen kızmak…
kızınca yüz ifademi görmek için,benimle uğraşmaların,,,
seni hatırlamıyorum sevgili,ama ’sen’i adımlamak,’sen’i solumak,elini elimde hissetmek,çocuk gibi mutluluğunu görmek,bazen bir tebessümünde tekrar yaşadığımı hissetmek,seni yaşamak…
istasyonlar bizim durağımız,yolculuklar birbirimizi unuttuğumuz tek yer…bazen ’sen’i bırakıp gidiyorum uzağa,içimde,gözyaşlarımda getiriyorum ’sen’i de ama gözlerinde gitme hüzünleri parıldıyor,beni yolcu eden…
daha bir şehri soluklamadan,yine yanımda buluyorum ’sen’i,gelmişsin…biliyordum…her kentte ayrı ’sen’ çıkıyor karşıma,her istasyonda başka bir ’sen’ uyuyor dizlerimde…
adını unuttuğumuz otel odalarında buluyorum ’sen’i,beni bekliyorsun,benden önce…
gülümsüyorum…teşekkür ederim…pansiyonlarda doğuyor günışığı üzerimize,az daha uyusam senin yanında,az daha koklasam ’sen’i diye açıyorum gözlerimi,gitmişsin bir not bırakıp…
üzülmüyorum nedense,biliyorum ki dışardasın…
yine de bazen yalnızlığımı özlüyorum,kendi başıma uyumak istiyorum tanımadığım yerlerde,tek başıma keşfetmek istiyorum bir kentin sokaklarını…ama sana kal diyemem,desem de gelirsin peşimden,ben olmazsam ’sen’ de olamazsın bilirim…
bu kent…düş sokağı der ya hani ’seni tanımayan yok bu şehirde diye’ dedikleri gibi…seni tanımayan hiçkimse yok…
tüm acılarımı gömüp yüreğime yine ’seninle’ gideceğim bu kentten,bizi tanımayanların,’sen’i bilmeyenlerin kentlerine uğrayacağım her sonbahar…
ve her baharda yine geleceğim bu kente,seni bekleyeceğim… aynı gün,aynı saat,aynı meydan ve ’sen’ yine unutmamak için not alacaksın,’o’ gelecek diye…’sen’i yeniden bulmaK, ’sen’i yeniden yaşamak olacak baharlarım…
birlikte bekleyeceğiz senin gelmeni,otobüsün camından seninle hatırlayacağız gezdiğimiz sokakları…ve ’sen’ gelmediğinde biz yine birlikte döneceğiz hiçbiryerimize…
ve bilinmeyen renklere gideceğimiz ölüm günümüzde,yine sen olacaksın başucumda,beni bırakma diye yalvarışını duysam da,’sen’i götüremem…biliyroum ki bilinmyen renklerde,cennetein gül bahçelerinde bekleyeceksin yine beni…
Tanrı’dan bizim için o deniz kıyısında ki ahşap evi isteyeceksin…kendi ellerinle yontacaksın 2 ahşap tabureyi bizim için…beni beklediğini biliyorum,senin için giydim beyaz elbisemi,saçlarım hala gece kadar siyah…
unutmamışsın sevgili…
teşekkür ederim,yine benden önce gelmişsin…
Derinliği Olan Bir Vedâ..Yalnızca Vedâ…
Mayıs 19, 2008
Elimizde vedalar için hazırlanmış bir harita olsa keşke.Çünkü; bilinmezlikle başa çıkabilmek bazen zorluyor insanı. Ayrılık sonrası yolumuzu belirleyen; sağa mı, sola mı, sapağa mı, düzlüğe mi, feraha mı, sıkıntıya mı doğru yol aldığımızı anlayabileceğimiz ve o yoldan başka bir yolun daha olduğunu görebileceğimiz şöyle açıklayıcı bir harita olsa diyorum…
Ne zaman biriyle vedalaşmak zorunda kalsam ne diyeceğimi, nasıl davranacağımı bilemem ve buz kesilirim o an.Uğurlamanın da uğurlanmanın da bir usulü vardır derler ya, hiç anlamam o işlerden.
Ve bu gece vedalar adına birkaç satır yazmak istedim.. Daha doğrusu şöyle derinliği olan bir vedayla gitmek istedim kendimce…
Bir aşkın nasıl yaşandığını o aşkı yaşayan iki insandan başka kimse bilemez aslında.Artık hayatımda olmayacak birini iyi anmaya çalışma çabalarım çevremdeki herkesi çileden çıkarsa da ve bu ısrarıma anlam veremeseler de ben böyleyim.İnanmışlığımın önüne hiçbir mantık geçmiyor işte…
Madem okuyorsun yazdıklarımı, şimdi dinle:
Işığı göremediğin, hayat adına umudunu yitirdiğin ve kendini çıkmaz sokaklarda hissettiğin anlarda bil ki sana iyi dileklerde bulunan bir yürek var.
Evet biraz cadıyımdır, huysuzumdur, sinirlenince ne dediğimi bilmem, ağzımdan çıkan lafların sonunu asla hesap etmem ama her şeye rağmen nasıl bir kalbim olduğunu en iyi sen bilirsin bu hayatta.Acıyan yanımla acıtmışımdır seni bunu unutma.
Bana yaşattıkların pek hoş şeyler değildi elbette ama tüm bunları şaşkınlıklarına, hayatın seni artık yorduğuna, huzur istediğine, verdiğin kadarını aynı anda almak istemene filan veriyorum.
Vicdanen bir rahatsızlık içinde olmadığını biliyorum ama keşke bazı şeyleri bilmeseydi, dediğini de duyar gibiyim.Ben de iyi ki duydum, demedim zira…
Uzun süren beraberliklerin sonunda iki yol vardır.Ya sonsuzluğa çıkılır el ele ya da sonsuza kadar ayrılır eller.Tüm aşkların çizilmiş bir kaderi vardır derdim de bir türlü inanmazdın bana Bak, sonsuza dek ayrı kalacaklar tayfasındayız artık.
Şimdi cd de ‘Cennet’ çalıyor…Mahşerde olduğumu düşündüğüm o geceden sonra bu şarkıyı bir daha hiç dinlemedim biliyor musun? Şimdi ise son dinleyişim…Nedense samimiyetle ve gerçekten hissederek bana dinle, dediğini düşünmekteyim hala.Bence artık sen de asla dinleme bu şarkıyı.
Bir zamanlar içim çok rahattı ayrılsak bile birbirimizi sevdiğimizi, varlıklarımızın başka başka insanlarla asla ikâme edilemeyeceğini, ne derdim olursa olsun aradığım an yanımda olacağını düşünüyordum.Şimdi benim telefonumda senin numaran yok, hatırımdaysa daha ne kadar kalır bilmiyorum. İşte, ayrılıkların en yaman çelişkisi de bu bence.
Umarım çok mutlu olursun umarım sonsuza dek ayrılmaz elleriniz ve umarım benle yaşayamadığın her şeyi onunla yaşarsın ve böylece yeni arayışlar içine girmene de hiç gerek kalmaz.
Derinliği olan bir veda olsun istedim…İstesem arardım seni ve yine aynı sözcüklerle veda ederdim sana ama o zaman vedam ölümsüz olmazdı. Ne ben, bu satırları yazarkenki kadar içtenlikle söyleyebilirdim aynı sözcükleri sana; ne de sen, şu satırları okurken gibi dinleyebilirdin beni.
Şimdi son söz:
Varsa hakkım helal olsun sana ve canın sağolsun.
Hoşça kal.
Okuyacaksın Biliyorum Dostça Kal…
Aşk bir eğilimdir, uçurumun başına.
Mayıs 16, 2008
Köprüleri yıkmak değil, iki kişiye bir köprü kurup,
o köprüde konaklamaktır aşk.
Vatansızlıktır. Bütün çadırları, kamp alanlarını ateşe verip,
dünyaya ihanet edip,
elele seyir dikilmektir bu ateşi, curcunayı.
Aşk bir eğilimdir, uçurumun başına.
Yükseklikten korkuyor olsam da, ne zaman düşmüşsem bu aşka,
bu kuşbakışına, içimde bir ırmak azizliği büyüyeduruyor günlerce.
Bir kabile taşa tutuyor televizyonu,
başkaldırıyor insanlık parçalanmış atoma.
Bir mızrak oluyorsun elimde sen o anda ve seni sokuyorum bütün gücümle,
bütün erkekliğimle bağrıma. Kan akışkandır,oysa aşk yoğundur alabildiğine.
Aşkı tanımlamak kadar bilinçsiz bir çaba da değil benimkisi,
sadece bir yol birleşimini aşka benzetmek.
Bir yol üstü lokantasında, farklı yolun yolcularının aynı çayı
içmesi kadar olağan fakat birden bir kaçının güzergahını değiştirmesi gibi sıradışı birşey.
Şimdiye kadar çok insan elele yürümüştür sokaklarda,
çoğu sevişmiştir köşelerde, yataklarda uyumuştur bazısı.
Yollarda asılı kalmıştır çok insan, çoğu köşebaşlarında dilenir o günden beri,
ve bazısı ölümsüzleşir bir nevresim takımı pahasına. Bir kesişimdir o.
Bir yol tutuştur.
Diken diken tüylerin hazıroluşudur.
Kan tutuşudur gözlerin, kalbin, dirseklerin, gövdenin, günlerin, ellerin.
İnadına kanamaktır, inadına kanmaktır, inadına inanmaktır.
Ve sonra… Ve sonra… İnanmaktan öte
İmandır.
-dır.
-dır.
-dır.
…
Ah sevgili…
Sen dinleme beni.
Ne söylerse bu şaşkın
Aşka benziyor şimdi…

